Giriş

Sık sorulan sorular: Cep telefonu kanser yapar mı?

Sık sorulan sorular: Cep telefonu kanser yapar mı?


Kategori: Sağlık Rehberi > Onkoloji

Günümüzde yaşadığımız pandemi koşullarının da etkisi ile telefon kullanımı artmış durumda. Artık işimizi bile akıllı cep telefonu ile tek tuşla halledebiliyoruz. Ama bu sık kullanımı ile çeşitli hastalıkları da beraber getiriyor. Dikkate edilmezse kansere bile çevirebiliyor diye söylentiler var. Peki cep telefonu gerçekten kanser mi yapıyor? Radyasyonun bize yarattığı zararlar neler? Kendimizi nasıl korumalıyız? Aklınızdaki tüm soruları derleyip sizin için araştırdık.

Cep Telefonları ve Kanser Riski: Sık Sorulan Sorular

Cep Telefonları Neden Kansere Sebep Olsun?
İnsanların cep telefonları veya mobil telefonlarla, belli kanser türleri veya sağlık problemlerinin ilişkili olabileceğini düşünmesine neden olan, bilimsel olarak geçerli olan 2 faktör var:

Cep telefonları radyasyon yaymaktadır. Bu radyasyon, az sonra daha detaylı göreceğimiz üzere, iyonize edici radyasyon değil; radyofrekans radyasyonu, yani radyo dalgaları şeklindedir.
İnsanlar arasında cep telefonu kullanımı çok yaygındır. Dolayısıyla ola ki cep telefonları kanser riskini artırıyorsa, bu geniş bir popülasyonu etkileyecektir ve bu, endişe verici olabilir.
Cep telefonlarının kanserle ilişkisi ile ilgili olarak en çok beyin ve merkezi sinir sistemi kanserlerinden endişe duyulmaktadır; çünkü cep telefonlarının en yakın tutulduğu yer kafadır. Bugüne kadar, cep telefonlarının kansere sebep olup olmadığını araştıran çok sayıda çalışma yapılmıştır.

Cep telefonlarından yayılan radyasyon gerçekten tehlikeli mi?
Radyasyon Nedir?
Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya atom altı parçacıklar yoluyla yayılan enerjiye verilen isimdir. Yaygın radyasyon kaynakları arasında radon gazı, dış uzaydan gelen kozmik ışınlar, tıbbi X-ışınları ve stabil olmayan, yani dengesiz kimyasal element atomlarının bozunarak daha dengeli (stabil) hâle gelmesi sırasında yayılan ışınlar bulunmaktadır. Radyasyon, kontrolsüz bir şekilde saçılırsa hücrelere zarar verebilir; ancak kontrol altına alındığında, aynı zamanda kanser türlerinin teşhisi ve tedavisinde de kullanılabilir.

Cep telefonları ne tür radyasyon saçıyor, ne gibi zararlar veriyor?
Cep telefonlarından yayılan radyasyon, elektromanyetik spektrumun radyo frekansı bölgesindedir. Elektromanyetik spektrum, Evren’de var olan bütün radyasyon türlerini barındıran skalanın adıdır. Bu spektrum, radyo dalgaları veya mikrodalgalar gibi, uzun dalgalar halinde yayılan, düşük enerjili ve düşük frekanslı dalgaları içerdiği gibi; X-ışınları veya gama ışınları gibi kısa dalgalar halinde yayılan yüksek enerjili ve yüksek frekanslı dalgaları da içerir.

İyonize edici olmayan radyasyon
Cep telefonlarının saçtığı radyo frekansları, teknolojiye bağlı olarak değişir: 2G, 3G ve 4G olarak bilinen teknolojiler, 0.7 – 2.7 GHz frekansında radyasyon saçar. 5G teknolojisi ise 80 GHz frekansa kadar çıkabilmektedir. Bu frekans aralıklarının hepsi (5G de dahil), düşük frekanslı ve düşük enerjili olan, iyonize olmayan radyasyon seviyesindedir. Bu tür radyasyonun enerji düzeyi, DNA gibi moleküllere zarar veremeyecek kadar düşüktür.

Cep telefonu gibi radyo frekansında, iyonize edici olmayan radyasyon yayan kaynaklar arasında radyolar, televizyonlar, radarlar, uydular, mikrodalga fırınlar, bilgisayarlar ve kablosuz internet ağları (Wi-Fi) bulunur. Her ne kadar bazı sağlık endişelerine yol açsa da, bu türden radyasyonun kanser de dâhil kritik sağlık sorunlarına yol açmadığı gösterilmiştir.

İnsan vücudu, radyo frekansında olan radyasyonun taşıdığı enerjiyi emebilir. Bu nedenle, radyo frekansında yayılan cep telefonu dalgalarının sebep olabildiği bilinen tek biyolojik etki, telefonun tutulduğu yerde (örneğin kulakta, bacakta veya kafada) ısınmaya neden olabilmesidir. Ancak bu ısınma miktarı, vücut sıcaklığını değiştirebilecek düzeyde değildir. Buna bağlı olarak, radyo frekansında yayılan radyasyonun insan vücudunda tehlikeli etkileri olduğunu gösteren hiçbir net sonuç tespit edilememiştir ve bunu mümkün kılacak bir mekanizmada da henüz bilim camiasında görüş birliği bulunmamaktadır. Bu nedenle cep telefonundan yayılan radyasyon, genel olarak güvenli kabul edilmektedir.

İyonize edici radyasyon
Öte yandan iyonize edici radyasyon, X-ışınları, radon ve kozmik ışınlar gibi yüksek frekanslı ve yüksek enerjili radyasyonu içerir. İyonize edici radyasyon kaynaklarının taşıdığı enerji, bir atom veya moleküle çarptığında ondan elektron koparabilecek kadar güçlü olan enerji seviyelerine karşılık gelir. Bu nedenle o atom veya molekül iyonize hale gelir (ve bu nedenle, buna sebep olabilen radyasyon türlerine “iyonize edici radyasyon” denir. Bu tür radyasyon, DNA’yı parçalayarak zarar verebilir ve bu hasar, kanser riskini arttıran genetik değişimlerle sonuçlanabilir.

İyonize edici radyasyonun kaynağı doğal olabileceği gibi, X-ışını taraması, bilgisayarlı tomografi (CT) veya pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi medikal görüntüleme cihazlarından da kaynaklanabilir. Benzer şekilde, nükleer santral kazaları sırasında veya atom bombası patlamaları sonucunda çok yüksek miktarda iyonize edici radyasyon yayılabilir.

İyonize edici radyasyona maruz kalmak, bir kişinin vücudunda, özellikle de derisinde ve diğer dokularında ani hasara neden olabilir, akut radyasyon hastalığını tetikleyebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir. Ancak telefonlardan yayılan radyasyon, iyonize edici radyasyon değildir.

Kanser vakaların artması cep telefonu kullanımı ile ilgisi var mı?

Hayır. Cep telefonu kullanımının arttığı dönemde, beyin veya diğer merkezi sinir sistemi kanserlerinin insidansı (yani her yıl konan teşhis sayısında) herhangi bir değişim olup olmadığı dikkatlice incelenmiştir. Bu araştırmaların sonuçlarına göre:

ABD’de, Nordik ülkelerde ve Avustralya’da gliyoma seviyeleri son birkaç on yıldır sabit kalmıştır. Gliyoma, beyindeki sinir hücrelerini sarmalayan ve onlara yardım eden gliya hücrelerinde başlayan bir beyin kanseri türüdür.
1993-2013 yılları arasında ABD’de çocuklar arasında görülen kanser türlerinin insidansı sabit kalmıştır.
2009 yılından bu yana ABD’deki yetişkinler arasında görülen ve çoğunlukla iyi huylu kanserler olan menenjiyom ve iyi huylu tümörler gibi akustik nöromaların insidans oranları sabit kalmıştır.
Ayrıca bazı çalışmalarda, 1979-2008 yılları arasında teşhis edilen beyin tümörleri ile, cep telefonu kullanımı araştırmalarında tespit edilen risk seviyelerinin, insidans oranlarıyla uyumlu olup olmadığı da araştırılmıştır ve bunun için çeşitli simülasyonlar yapılmıştır. Bu simülasyonlarda, vaka kontrolü yapılan çalışmalarda bildirilen risk değişimlerinin, insidans verisi ile uyumlu olmadığı, dolayısıyla bu araştırmaların bulgularının önyargılardan mustarip olduğu veya yanlı/hatalı bir şekilde yayınlanmış olabileceği gösterilmiştir.

Bu çalışmalar, belli popülasyonlardaki kanser insidans trendlerinin zamana göre değişimini incelediği için ve cep telefonu kullanan ve kullanmayan insanların risk oranları karşılaştıramadığı için, yoğun cep telefonu kullanıcıları veya kansere açık toplumların maruz kalıyor olabileceği düşük risk artışlarını tespit edemiyor olabilirler. Buna karşılık, gözlemsel ve epidemiyolojik çalışmalar (ki buna vaka kontrollü ve kohort çalışmaları da dahildir), bir insanın cep telefonu radyasyonuna maruz kalması sonucu yaşayabileceği sağlık ile ilişkili değişimleri tespit etmeyi hedeflemektedir. Bunlar, aşağıda daha detaylı olarak ele alınmıştır.

Cep telefonu kullanımı bedenimizi nasıl etkiliyor, ne gibi zararı var?
Bilim insanları, cep telefonu kullanımının insan vücudunu nasıl etkiliyor olabileceğine yönelik bir dizi çalışma yapmıştır. Örneğin 2011 yılında yapılan iki ufak çaplı çalışmada, cep telefonu kullanımı sonrasında beyin glikoz metabolizmasındaki değişimler incelenmiştir.

Ne yazık ki bu çalışmalarda elde edilen sonuçlar tutarsızdır. Çalışmalardan biri, cep telefonu antenine yakın olan beyin bölgelerinde, antenden uzak olan bölgelere kıyasla glikoz metabolizmasında hızlanma tespit etmiştir. Ancak diğer çalışmada, antenin yakın olduğu bölgelerde glikoz metabolizmasının yavaşladığı tespit edilmiştir.[29] Bu çalışmaların yazarları, yaptıkları araştırmanın sonuçlarının öncül olduğunu ve cep telefonu kullanımının insan metabolizması üzerindeki etkisinin bilinmediğini vurgulamaktadır.

Bu türden tutarsız sonuçlar, radyo frekansında yayılan elektromanyetik radyasyonun insan vücudu üzerindeki fizyolojik etkilerini inceleyen araştırmalar arasında hiç de nadir değildir. Bu tür araştırmalarda, tutarsız sonuçlar elde etmeye neden olan faktörler arasında; radyasyon dozunu tahmin etme yöntemleri arasındaki farklar, sıcaklık etkisini tespit etme zorlukları ve araştırmacıların çift kör bir deney yapıp yapmadığı gibi unsurlar vardır

Radyo frekansında radyasyon almanın insan beynindeki kan akışına nasıl etki ettiğine yönelik olarak yapılan bir diğer çalışmada, cep telefonu kullanımı ile beyindeki kan akışı arasında hiçbir ilişki tespit edilememiştir.

Peki kendimi radrasyondan korumak için neler yapabilirim?
FDA, ilgili cep telefonu kullanıcılarının radyo frekansı radyasyonuna maruz kalmalarını azaltmak için atabilecekleri bazı adımlar önermektedir:

Daha kısa konuşmalar için veya sabit hatlı telefonun bulunmadığı durumlarda cep telefonu kullanın.
Telefon ile kullanıcının kafası arasına daha fazla mesafe koyan, kablolu kulaklıklar gibi cihazlar kullanın.
Kablolu veya kablosuz kulaklık kullanımı sırasında telefon kafaya direkt olarak yerleştirilmediği için, kafanın aldığı radyofrekans radyasyon miktarı azalır. Cep telefonları bu tür cihazlarla kullanıldığında, maruziyet önemli ölçüde azalmaktadır.

İlginiz Çekebilir

Bir yanıt yazın