Horner Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?
Kategori: Sağlık Rehberi > Göz Doktoru
Horner sendromunun kaynağı, sempatik sinir sistemi hasarlarıdır. Aslında hastalık, yüz felcinin bir türü sayılabilmektedir. Fakat buradaki felçlik bölgeseldir. Yani yalnızca göz çevresindeki sinir dokularının hasara uğraması sonucu, o bölgede etkili olacak şekilde meydana gelmektedir.
Yapılan araştırmalarda, hastalıktan muzdarip olan bireylerin yüzde beşinde kalıtsal olarak horner sendromuna rastlandığı tespit edilmiştir. Yani hastalığın oluşumu çoğunlukla çevresel faktörlerden etkilenmektedir. Görülme sıklığı yüksek bir rahatsızlık değildir, nadiren görülür. Fakat sendromlu bireyler, dış görünüşleri ile kolayca teşhis edilebilmektedir.
Sendromlu bireylerde gözlemlenen en tipik bulgu, tek bir göz kapağının diğerine oranla daha düşük olmasıdır. Fakat bazı bireylerde rahatsızlığın, iki tarafı da etkileyen bir seyir izlediği bilinmektedir.
Sendrom, literatürde anıldığı diğer adlar ise şunlardır:
- Bernard-Horner Sendromu
- Oculosympathetic Palsy
- Von Passow Sendromu
- Bernard sendromu
Hastalığın her ırktan, yaştan ve cinsiyetten insanı etkileme oranı, büyük ölçüde aynılık göstermektedir.
Horner Sendromu Neden Ortaya Çıkar?
Horner sendromunun oluşma sebepleri, hem çevresel hem de kalıtsal faktörlerden aynı anda etkilenmektedir. Kimileri yalnızca genetik yatkınlıklarından dolayı sendroma yakalanırken kimileri ise, yılan ya da arı sokması veya kafaya ağır bir darbe alınması sonucunda sendroma dair belirtileri göstermeye başlamaktadır. Ancak hastalığın genetik kaynaklı görülme ihtimali epeyce düşüktür.
Sempatik sinirler, hipotalamustan başlayarak göze kadar devam eden komplike yapıdaki sinir dokularıdır. Bu sinir zincirinin tamamında ya da bir bölümünde görülen çeşitli hasarlar ise doğrudan gözleri etkilemekte ve sendromun oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
Sempatik Sinirler Neden Zarar Görür?
Bu soruya dair pek çok cevap mevcuttur. Ancak yıllar içerisinde en sık gözlemlenen sempatik sinir zararı sebeplerinin şunlar olduğu belirlenmiştir:
- Travma
- Ağır geçen doğum süreçleri
- Cerrahi kazalar
- Tümörler (en çok zarar verme potansiyeli olan ise çocukluk kanseri olarak da bilinen nöroblastoma)
- Karotis arterdeki (baş ve boyun bölgesindeki arterler) kan akışının azalması veya arter duvarlarının yırtılması
- Menenjit veya ensefalit
- Çeşitli enfeksiyonlar
- Akciğerin üst bölgesinden köken alan tümörler
- Akciğer kanserleri
- Tiroid kanseri
- Omurga kistleri
Horner Sendromunun Türleri
Göz ve yüzlere giden sinirler üç farklı kanaldan ilerlemektedir ve bu sebepten de her bir kanalda görülen hasar için sendrom; merkezi, preganglionik ve postganglionik olarak 3 gruba ayrılmaktadır.
Horner sendromunun çeşitleri sırasıyla şöyledir:
- Merkezi Horner Sendromu: Buradaki hasarın meydana geldiği sinir kökleri, omurilik ve beyin sapı aracılığıyla göğse kadar uzanmaktadır. Ancak bazı etmenlerden dolayı bu sinirlerde tıkanıklık meydana gelebilir. Tıkanıklığa yol açan faktörler ise şunlardır:
- Beyin sapına kan akışının bir şekilde engellenmesi
- Hipotalamus tümörü
- Omurilik hasarları
- Boyun travması
- Miyelin kaybına neden olan rahatsızlıklar
- Preganglionik Horner Sendromu: Bu defa tıkanıklığın meydana geldiği sinir kanalı göğüslerden başlamakta ve karotis arter boyunca devam etmektedir. Sebebiyet vermesi olası durumlar ise şöyle sıralanabilir.
- Akciğer veya göğüs boşluğunun üst kısmındaki tümörler
- Ameliyat ya da kaza sebebiyle boyun veya göğüs boşluğunun travmaya maruz kalması
- Myelin kılıfında ur
- Postganglionik Horner Sendromu: Boyundan başlayıp kulak ile göze değin ilerleyen sinir yolundaki hasarlardır ve meydana gelmesine neden olabilecek durumlar da şunlardır:
- Karotis arteri hasarları
- Juguler ven lezyonları
- Orta kulak iltihabı
- Kafanın taban kısmına zarar veren durumlar
- Migren ile yoğun şiddetli baş ağrıları
Horner Sendromunun Belirtileri Nelerdir?
Horner sendromunda felçten etkilenen tarafta belirgin bir terleme görülmektedir. Bunun yanında üst göz kapağının daha kapalı görünecek bir biçimde sarkması ve göz bebeğinin ufalmış biçimdeki görüntüsü de sendromun neticesinde beliren fiziksel bulgulardır.
Özellikle hastalığın 2 yaşından daha küçük bireylerde ortaya çıkması, gözlerden birinin irisinin diğerine göre daha açık renk olmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum literatürde “iris heterokomi” olarak adlandırılmaktadır. Sendromun 2 yaşın üstündeki bireylerde görülmesi halindeyse heterokomi gibi bir duruma hiç rastlanılmamıştır.
Gözde kanlanma da yine horner sendromunda görülen semptomlar arasında yer almaktadır. Kanlanma; göz küresinin, kürenin etrafındaki kemik boşluğuna batmasıyla meydana gelmektedir.
Son olarak bazı hastalarda sendromla beraber migren ya da yoğun baş ağrıları yaşandığı da görülmüştür. Fakat belirtilmelidir ki bu halde sendrom baş ağrısına değil, ağrı sendroma yol açmaktadır. Dolayısıyla migren ya da ağrının ortadan kalması ile beraber sendroma yönelik diğer bulgular da kaybolacaktır.
Horner Sendromunda Tanı Yöntemleri
Horner sendromu tanısı, sinir hasarına neyin neden olduğunun tespit edilmesi ile konulur. Bu aşamada doktorlar, pek çok testten yararlanabilmektedirler. Çünkü her ne kadar horner sendromu görme kaybına ya da başka kalıcı hasarlara pek yol açmıyor olsa da başka hastalıklar horner sendromuna yol açabilmektedir. Ve çoğunlukla bu rahatsızlıkların hayati tehlike riski barındırdığı bilinmektedir.
Tanı yöntemleri hastalığın sebebine göre değişkenlik gösterir ve tedavinin doğru biçimde uygulanabilmesi için de bu hususta oldukça dikkatli olunması gerekir.
Öncelikle hastanın öyküsü dinlenir, bulgular incelenir ve sonra, alanında uzman bir göz doktoru tarafından göz muayenesi gerçekleştirilir. Bu aşamanın ardından karotis arter diseksiyonundan şüphelenilirse MRG ve MR anjiyografisi veya BT anjiyografisi yapılarak konuya ilişkin kesin bir kanaatte bulunulabilir.
Nöroblastom, yani çocuk tümöründen şüphelenilmesi durumunda ise çocuk doktoru, fiziksel muayenesini yaptıktan sonra çocuğu baş, göğüs ve boyun bölgelerinden radyolojik bir görüntülemeye tabi tutacaktır.
Sendrom bulgularına eşlik eden şiddetli ağrılar görülmesi halinde sorunun nörolojik kaynaklı olduğu, ilk akla gelen teşhis olacaktır. Bu tipteki hastalar, halk arasında inme olarak da bilinen beyin krizi geçirme riski altında olduğundan belirtileri göstermeleri ile birlikte mutlaka, en kısa sürede kendilerine en yakın sağlık kuruluşlarına müracaat etmelilerdir.
Horner Sendromunda Tedavi Yöntemleri
Honer sendromunun tedavi edilmesi için hastalığa sebep olan etmenin ne olduğu doğru şekilde tespit edilmelidir. Bunun için değinildiği üzere görüntüleme yöntemleri ve özellikle damar, baş, boyun ve omurilik bölgeleri için radyolojik değerlendirme metotlarından yararlanılabilmektedir. Sendromun kaynağının tespit edilmesi ile gereken tedaviyi uygulama aşamasına geçilecektir.
Sinirlerde meydana gelen hasarın sebebinin karotis arter diseksiyonu olması durumunda antikoagülasyon ile tedavi ilerleyecektir. Ancak bu tedavinin mutlaka, nöroloji uzmanınızın doğrudan gözetimi ile gerçekleşmesi gerekir.
Çocuk tümörü tanısı konan hastalarda ise radyoterapi ve kemoterapi gibi kanser tedavilerinden yararlanılmaktadır fakat doktor, uygun görmesi halinde cerrahi müdahale ile tümörü alma olanağına da sahiptir.
Kişinin hayati tehlike riski ortadan kalktıktan sonra aynı şekilde, horner sendromundan kaynaklanan fiziksel bulgularının da ortadan kalkması için, plastik cerrah tarafından ufak müdahalelerde bulunulabilir ve düşük olan göz kapağı eski formuna kavuşturulabilir.
Son olarak belirtilmelidir ki göz bebeğindeki küçüklüğün giderilmesine yardımcı olan çeşitli damlalar bulunsa da her hastada sonuç verdiğini söylemek mümkün değildir.
Horner Sendromundaki Komplikasyonlar
Horner sendromu tek başına herhangi bir komplikasyona neden olmamaktadır. Ortaya çıkan problemler, sendromun altında yatan esas sebebe bağlıdır.
Yaygın olarak görülme olasılığı bulunan horner sendromunun yol açtığı sorunlar şunlardır:
- Baş dönmesi
- Görme problemleri
- Boyun ağrısı
- Ani ve aşırı şiddetli baş ağrısı
- Kaslarda güçsüzleşme
- Kas hareketlerini kontrol etmekte zorlanma
