Giriş

Sjögren Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?

Sjögren Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?


Kategori: Sağlık Rehberi > Romatoloji

Sjögren sendromundaki bulgular erkeklere oranla kadınlarda yaklaşık 10 kat daha fazla görülmektedir.

Bağışıklık sisteminin kendi kendine verdiği zarar yani otoimmun bir rahatsızlıktır. Kişide yoğun şekilde ağız ve göz kuruluğuna sebebiyet vermektedir. Bu hastalıkta bağışıklık sistemi, dışarıdan gelen antijenler ve vücutta var olan hücreler arasındaki ayırtım gücünü kaybeder ve kendi vücuduna, hücrelerine karşı da savaş açar.

Her yaş ve ırktan insanlarda görülme olasılığı bulunan sjögren sendromu, özellikle 40 yaşın üzerindeki kadınlarda sıklıkla görülmektedir. Ancak 65 yaşı geçmiş erkekler görülme olasılığı da artmaktadır.

Genetik yatkınlık faktörü oldukça önemlidir. Aile bireylerinden herhangi birinde bu sendroma dair semptomların bulunması halinde kişinin bu rahatsızlığa yakalanma ihtimali yükselir.

Hastalık bazı bireylerde daha ağır bir seyir izler ve kişinin günlük yaşam kalitesini oldukça düşürürken bazılarında ise oldukça sessiz bir ilerleme düzeyi gözlenir. Günlük olarak çeşitli tetikleyiciler sebebiyle alevlenme potansiyeli bulunan bir rahatsızlık olduğundan erken teşhis, hastanın yaşam standartlarını korumaya yönelik tedbirler alabilmek açısından oldukça önemlidir.

Sjögren Sendromu Nedir ve Neden Olur?

Sjögren sendromu tanım olarak vücuttaki tüm sistemlerin, bağışıklık sisteminin yanlış şekilde çalışması sebebiyle kurumasıdır. Bu kuruluk ilk etapta göz ve ağız bölgesinde görülürken hastalığın ileriki evrelerine solunum yolundan genital bölgeye kadar pek çok sistemde gözlemlenmektedir.

Vücuttaki sıvı üretiminden sorumlu olan bezler, sjögren sendromu görülen bireylerde, bağışıklık sistemi tarafından salgılanan lenfositlerce işgal edilir ve saldırıya uğrar. Böylelikle salgı bezleri olması gereken şekilde sıvı üretemeyerek kuruluğa neden olur.

Henüz hala bu durumun gelişmesine sebep olan olgunun ne olduğu tespit edilebilmiş değildir.

Sjögren Sendromunun Türleri

Sjögren sendromunun çeşitleri primer ve sekonder olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bunların özellikleri ise sırasıyla şöyledir:

  • Primer Sjögren Sendromu: Hastlalığın oluşumu bir başka hastalıktan kaynaklanmamaktadır. Kendiliğinden meydana gelmiştir.
  • Sekonder Sjögren Sendromu: Hastalık, iltihaplı romatizmal rahatsızlıkların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Sjögren Sendromunda Görülen Semptomlar

Sjögren sendromundaki belirtiler her bir sistemi ayrı ayrı etkilemektedir. Dolayısıyla bulgular da aşağıda sıralanacağı üzere farklı farklı gelişme gösterir. En sık görülen semptomlar ise şunlardır:

  • Ağız kuruluğu: Sendromdan kaynaklı olarak ağızdaki tükürük bezleri işlevlerini kaybetmeye başlar. Bunun sonucunda da ağız kuruluğundan dolayı tat alma duyusunu kaybetme, yutkunma ve çiğnemede zorlanma başlar.
  • Göz kuruluğu: Yetersiz göz yaşı üretimi ile gözlerde kızarma ev batma hissi ortaya çıkar. Tedavisi elzemdir çünkü aksi halde görme bozukluklarına varıncaya değin pek çok problem ortaya çıkabilir.
  • Dişlerde çürüme: Aslında ağızdaki kuruluktan kaynaklanan bir problemdir. Normal koşullarda tükürük, içerisinde bakterileri öldürmeye yarayan enzimler barındırırken yeteri kadar tükürük salgılanamadığından enzim miktarı da bakterilerle savaşmada yetersiz kalmaktadır. Böylelikle de diş çürüklerinin önü açılmış olur.
  • Halsizlik ya da çabuk yorulma
  • Genital bölgede kuruluk: Hastalığın etkilediği sistemlerden biri de vajinal bölgedir. Burada meydana gelen kuruluk, cinsel ilişkide kadının ağrı yaşamasına ve bölgede hassasiyet ile irritasyona yol açabilmektedir.
  • Eklem ağrıları ve kaslarda güçsüzlük
  • Ciltte kuruluk ve döküntü
  • Lenf bezlerinde şişkinlik: Ateşe neden olabileceğinden kabakulak ile karıştırılmamalıdır.
  • Ağzın içinde mantar
  • Kabızlık
  • Sinirlerde iltihap oluşumu ve beraberinde görülen karıncalanma hissi
  • Ses kısıklığı
  • Tekrar eden enfeksiyonlar ve zatürre

Sjögren Sendromunda Tanı Yöntemleri

Hastalığa kanaat getirilip tanı için gereken testlerin istenmesi için mutlaka göz ve ağız kuruluğu kaynaklı şikayetlerin en az 3 aydan beri devam ediyor olması gerekir.

Sjögren sendromunun teşhisindeki ilk aşama, fiziki muayene ve hasta öyküsünün alınmasıdır. Lenf bezlerindeki şişkinlikler, oral mukozadaki kuruluk ve eklem hassasiyetleri bu muayene sırasında tespit edilebilecektir.

Daha sonra sorunun akciğerlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını veya hastalığın akciğerleri olumsuz şekilde etkileyip etkilemediğinin anlaşılması için akciğer grafisinin çekilmesi istenebilmektedir.

Sonuçların sjögren sendromunu işaret etmesi ile bazı laboratuvar testleri ile kesin teşhis konulacaktır. İstenilen testler ise şunlardır:

  • Kan tahlili
  • Schirmer testi (göz kuruluğunu ölçer)
  • Dudak biyopsisi (ağız kuruluğunu ölçer)
  • Slit-lamp incelemesi (göz kuruluğunu ölçer)
  • İdrar Tahlili

Hastalığa yönelik tanı konulurken oldukça dikkatli olmak gerekir. Çünkü bu rahatsızlık kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji, lupus, menapoz ve romatoid artrit gibi başka rahatsızlıklarla büyük ölçüde benzer semptomları taşımaktadır.

Özellikle menapoz, sendromun genellikle 40 ila 50 yaş üzeri kadınlarda görülmesi sebebiyle en çok karıştırılan diğer rahatsızlıklardır. Dolayısıyla genellikle erken teşhis gecikmekte ve ancak 5 ay kadar sonra tanı konulabilmektedir.

Tanıyı koyabilmesi için muayeneye gidilmesi gereken doktor romatoloji uzmanıdır ancak göz ve ağız sağlığındaki problemler için göz ve diş hekimlerinden de yardım alınabilmektedir.

Sjögren Sendromunda Tedavi

Sjögren sendromunun tedavisi maalesef ki hala mümkün değildir. Fakat doktorlar, semptomların kişinin hayatını minimum seviyede etkilemesini sağlayabilmek adına farklı tedavi yöntemleri uygulamaktadır. Ancak semptomlar kişiden kişiye farklılık gösterebildiği için, uygulanacak olan tedaviler de hastalar özelinde değişkenlik gösterecektir.

Öncelikle hastada olası eklem ağrılarının önünü kesebilmek için ağrı kesiciler önerilmektedir. Bunun yanında ağızda ya da sinirlerde oluşan iltihaplanmalara karşı da antibiyotik tedavisi uygulandığını da söylemek gerekir.

Bunlar haricinde tedaviye yardımcı olabilen diğer bazı ilaçlar ise şunlardır:

  • Hidroksiklorokinin: Eklem ağrıları ve yorgunluğa iyi gelir.
  • Kortizon içeren prednol, deltakortril, ultralan, flantadin
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yarayan ilaçlar ya da ek takviye edici gıdalar

Sjögren Sendromlu Hastalara Öneriler

Hastalıktan doğan semptomların önüne geçebilmek için kişinin bireysel olarak da alabileceği birtakım önlemler bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Ağız kuruluğu için bol su içmek, şekersiz sakız çiğneyerek tükürük bezlerinin çalışmasına katkıda bulunmak, suni tükürük kullanmak yarar sağlayacaktır.
  • Dişlerdeki çürümeler ise, anlatıldığı üzere ağız sağlığı bu dönemde hassasiyet kazanacağından, dişlerin düzenli şekilde fırçalanmasına ekstra önem vermekle önlenebilir. Bunun yanında diş kontrollerini aksatmamak ve kullanılan ağız bakım ürünlerini florid içeriklilerden yana tercih etmek de daha doğru olacaktır.
  • Vajinal kuruluğu gidermeye yönelik doktorun tavsiye ettiği kremler önerilen periyotlarda düzenli olarak kullanılmalıdır.
  • Ciltteki kuruluk ve döküntüye karşı mutlaka uygun bir nemlendirici losyon tercih edilmelidir. Klima, deterjan ve sabun ile derinin temas etmesinden de kaçınılması gerekmektedir.
  • Göz kuruluklarında doktorlar çoğunlukla suni göz yaşı önerir. Buna ek olarak yağlandırma etkisi olan göz merhemleri de mevcuttur. Fakat önemli olan doktorun size hangisini ve ne aralıkla kullanmanızı önerdiğidir.

Son olarak hastalar, düzenli şekilde yapılan ve kişiyi fazla yormayan spor aktiviteleri ve özellikle yüzme, kas ve eklem ağrılarına iyi geleceği için yine, uzmanlar tarafından sjögrenli hastalara tavsiye edilmektedir.

Sjögren Sendromunda Gebelik

Sjögren sendromu hamile kalmaya engel bir durum teşkil etmemektedir.
Ancak sjögrenli kadınlarda gebelik riski, diğer gebeliklere kıyasla daha yüksek olduğundan mutlaka hamile kalınmadan önce bir uzman hekime başvurulması gerekmektedir.

Doktorlar bu aşamada hamilelikteki risk faktörlerini ölçebilmek için bazı testler isteyerek antikor değerlerini kontrol etmek isteyeceklerdir ve sonuçlara göre de size en uygun seçeneği sunarak gerekli ise tedaviye başlayacaklardır.

Hem sjögren sendromuna hem de diğer romatizmal hastalıklara sahip olan kadınların ise bu hususta daha da dikkatli olmaları gerektiği hatırlatılmalı ve hamile kalmadan önce, güvendikleri bir doktordan görüş almaları önerilmektedir.

 

İlginiz Çekebilir

Bir yanıt yazın