Giriş

Lenf Bezi Şişmesi Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?

Lenf Bezi Şişmesi Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?


Kategori: Sağlık Rehberi > Kulak Burun Boğaz (KBB)

Lenf düğümlerindeki şişkinlik başlangıçta lenfoma kanseri olmak üzere pek çok diğer hastalığın habercisi olabiliyor. Bakteri ve virüslerin vücudun diğer bölgelerine nüfuz etmeden filtrelenmesini sağlayan ve akyuvarları da depolayan lenf düğümleri, vücut için yaşamsal düzeyde bir önem taşıyor.

Bu halde şişkinlik ile beraber ağrı görülüp görülmediği de şişkinliğin sebebinin ne olduğuna dair büyük ipuçları veriyor. Ağrılı bir şişkinlik olması halinde doktorlar, enfeksiyon gibi kanser dışındaki diğer hastalıklara yönelse de ağrı olmaması durumunda, özellikle 40 yaşından büyük bireylerde görülen şişkinliklerin kanser şüphesini arttırdığı biliniyor.

Lenf Bezi Nedir?

İsmi sıklıkla duyulsa da lenf bezlerini ne işe yaradığı, hal tarafından tam olarak bilinmemektedir. En basit tabirle lenf bezleri kontrol işlevi görmektedir. Lenfatik dolaşımı sağlayan lenf damarlarının üstünde yer alan düğümler, yağ yapısındaki maddelerin bu dolaşım sistemi içerisinde gezerken filtrelenmesini sağlar ve yabancı maddeleri bu sayede ayrıştırır. Damarlar boyunca yuvarlak şekilli gruplar halinde görülen düğümler art arta dizilerek zincirimsi bir yapı meydana getirirler.

Lenf damarlarındaki savunma hücreleri, vücuda ait olmayan mikroorganizmaları algılar ve antijen moleküller aracılığı ile bağışıklık sistemini uyarır. Harekete geçen bağışıklık sistemi de bu yabancı maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar ve vücut iç dengesini korur.

Lenf Bezleri Nerede Bulunur?

Vücutta 600’ e yakın sayıda bulunan lenf bezlerinin yerleri şöyle sıralanabilir:

  • Kafanın arkası
  • Kulağın önü ve arkası
  • Boynun önü ve arkası
  • Çenenin altı
  • Köprücük kemiğinin üst kısmı
  • Koltuk altları
  • Dirseklerin çevresi
  • Kasıklar
  • Diz çevresi
  • Göğsün orta kısmı
  • Karnın içi

Lenf Bezlerindeki Şişkinliğin Nedenleri

Dışarıdan çeşitli yollarla alınan enfeksiyonlar ve bakteriler, lenf düğümlerinden geçerken orada durdurulur ve birikmeye başlarlar. Bu sebepten dolayı lenf bezleri büyüyerek sertleşirler.

Buna sebep olan bazı virüslerden (Epstein Barr Virüsü, herpetik virüs) dolayı meydana gelen zona ya da suçiçeği gibi hastalıklar lenf bezlerinde büyümeye sebep olabilir. Bunların yanında AIDS, lösemi ve lenfoma kanseri hastalarında da kanserin lenf düğümlerine sıçraması ile beraber bu bölgelerde şişkinlik görüldüğü de gözlemlenmiştir.

Vücudun hangi bölgesindeki lenf düğümlerinin şiştiği, şişkinliğin sebebi konusunda doktorlara bilgi verir. Çene altı ve boyun bölgesinde bulunan lenf bezlerinin şişmesi genellikle, streptokok bakterisinin yol açtığı boğazlardaki iltihaplar sebebiyle görülür. Bunun dışında baş ve boyun bölgesinde görülen şişkinliklerin sebebinin viral solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklandığı bilinmektedir.

Köprücük kemiği üzerindeki sertlikler ise kanser gibi kötü huylu hastalıkların habercisidir. Kol altındaki şişkinlik ve sertlik hissi de meme kanserinin en belirgin belirtilerindendir ve fark edildiği an mutlaka hastaneye gidilerek gerekli tetkiklerin yapılması gerekir.

Kasıklarda meydana gelen şişkinlikler ise büyümenin boyutuna göre farklı hastalıkları işaret edebilir. 2 santimin altındaki şişlikler enfeksiyon kaynaklı olabilse de şişkinliğin 2 santimi geçmesi halinde jeneralize (yaygın) büyüme meydana gelmiş demektir ve bu durum farklı hastalıkların ön aşaması olarak görüldüğünden erkenden tedbir almak önemlidir.

Son olarak bazı rahatsızlıkların da lenf bezlerinin büyümesinin sebepleri arasında sayıldığı bilinmektedir. Bu hastalınlar şunlardır:

  • Romatizmal hastalıklar
  • Bağışıklık sistemindeki zayıflıklar sebebiyle oluşan otoimmün hastalıklar
  • Depo hastalıkları
  • Diş apsesi
  • Mononükleoz (öpücük hastalığı)
  • Deri veya yara enfeksiyonları
  • Sinüs enfeksiyonu
  • Kulak enfeksiyonu
  • Cinsel yolla bulaşan bazı enfeksiyonlar (sifiliz, bel soğukluğu vb.)
  • Toksoplazma
  • Kedi tırmığı hastalığı
  • Lupus
  • Romatoid artrit

Ayrıca uzun süreli olarak toksik maddelere maruz kalmak ya da ilaçlardaki bazı maddelerin yan etkilerinin bir sonucu olarak da lenf düğümlerinde şişkinlik görülebildiği belirtilmelidir.

Lenf Düğümlerindeki Şişkinliğin Belirtileri

Özellikle boyun çevresideki lenf düğümlerinin şişkinliği halinde kafayı sağa ve sola döndürmekte zorlanmak, yemek yerken yutkunmada güçlük çekmek gibi sorunlar görülebilir. Bunların yanında şişkinlik genellikle enfeksiyon kaynaklı olduğundan grip semptomlarının da lenf düğümü şişkinliği bulguları arasında yer alması oldukça olasıdır. Hastaların en sık şikayet ettiği unsurlar ise şöyledir:

  • Dalakta büyüme
  • Ateş
  • Gece terlemeleri
  • Nefes darlığı
  • Halsizlik
  • İştahsızlık ve kilo kaybı
  • Kemiklerde ağrı ve karın ağrısı
  • Sürekli şekilde öksürmek
  • İnatçı kaşıntılar ve cilt döküntüleri
  • Alkol tüketiminden sonra lenf bezlerinde ağrı
  • Boğaz ağrısı

Lenf Bezlerindeki Büyümelerde Teşhis Yöntemleri

Şişlik ve diğer bulgularla ilgili şikayetler üzerine doktora gidildiğinde öncelikle hastanın tıbbi geçmişi doktor tarafından detaylıca dinlenir. Sorunun ne zamandan beri devam ettiği ve hangi bölgelerde olduğu fiziki muayene ile kontrol edilir. Bu yolla şişliğin hassasiyeti ve boyutu hakkında da bilgi edinilmiş olur.

Daha sonra genellikle doktor, şüphelenilen bazı hastalıkların elemesini yapabilmek için kan testi isteyecektir. Eğer ki varsa lösemi ya da lenfoma gibi kanser türlerinin ortaya çıkması için kan sayımı önemli bir metottur.

Eleme yapıldıktan sonra kesin tanının konulabilmesi adına görüntüleme yöntemlerinden biri kullanılır. Röntgen, MR, pozitron emisyon tomografisi (PET/BT), ultrason ya da bilgisayarlı tomografi (BT) gibi araçlar sayesinde varsa tümörün yoksa da enfeksiyonun tam yerinin tespiti ve büyüklüğü net bir biçimde görüntülenir.

En son aşamadaysa lenf bezi şişliğinin tanı yöntemleri arasında en doğru sonucu verecek olan biyopsi yapılır. İğneler yardımıyla lenf düğümlerinden alınan hücreler, laboratuvar ortamında detaylı incelemeye tabi tutulur ve kesin tanı bu yolla koyulur.

Lenf Düğümü Şişkinliğinde Tedavi

Lenf bezi büyümesinin tedavisi, büyümeye neden olan hastalığın teşhisine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Enfeksiyonlardan kaynaklanan şişkinlikler çoğunlukla antibiyotik kullanımı yoluyla tedavi edilirken sertlikle beraber hissedilen ağrının geçmesini sağlayabilmek için sıcak kompresler yapılması önerilir.

Uzun süreden beri kullanılan ilaçların yan etki olarak şişkinliğe sebep olduğunun tespit edilmesi söz konusu olursa mutlaka ilgili hastalıkta uzman olan bir doktora görünülmeli ve alternatif bir tedavi uygulanması talep edilmelidir.

Kanser gibi kötü huylu hastalıklar içinse doktor; kök hücre nakli, radyoterapi, kemoterapi ya da cerrahi müdahale gibi seçeneklerden birini, tümörün boyutu ve hastalığın durumuna göre değerlendirecek ve en uygun tedaviyi uygulayacaktır.

Lenf bezlerindeki büyümenin uzun süredir devam etmesi ve ateş gibi semptomları da beraberinde getirmesi halinde ertelenmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği hatırlatılmalıdır.

Lenf Bezi Şişkinliklerine İyi Gelen Besinler

Lenf düğümleri şiştiklerinde yoğun bir ağrıya neden olduğundan ağrının hafifleyebilmesi için yapılan sıcak ve soğuk kompresler geçici olarak da olsa bölgeyi rahatlatacaktır.

Bunun dışında lenf düğümlerindeki şişkinlikleri hafifletmek için öncelikle şişkinliğin sebebine bakılır. Sebebin enfeksiyon olması halinde bolca C vitamini içerikli sıvılar tüketmek, doğal antibiyotik olarak da bilinen sarımsak gibi gıdaların tüketimini arttırmak tedaviye ek olarak faydalı olacak ve hastalığın iyileşme süresini kısaltmaya yardımcı olacaktır.

Bunlarla beraber meyve sebze tüketimine dikkat etmek ve bol bol dinlenerek vücudun eski direncini kazanmasını ve bu yolla bakterilerle mücadele edebilmesini kolaylaştırmak da oldukça önemlidir. Doktorun size verdiği ilaçları ve bilhassa antibiyotikleri doğru saat aralıklarıyla kullanmak da etkin tedavi için gerekli şartlardan biridir.

Hastalığın sebebinin kanser olduğunun anlaşılması halinde dışardan alınan takviyelerin çok büyük bir etkisi olamayacağını belirtmek gerekir. Ancak doktorun yönlendirmeleri ve kemoterapi ya da radyoterapi gibi tedaviler dikkatle uygulanmalı ve hastanın bu süreçteki moralinin yüksek tutulması sağlanmalıdır.

 

İlginiz Çekebilir

Bir yanıt yazın