Giriş

Berlin Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?

Berlin Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?


Kategori: Sağlık Rehberi > Psikoloji

Berlin sendromunun anlaşılması, sendroma yakalanan kişinin kendisine zarar vereni hararetli bir biçimde savunması ile mümkündür.

Literatürde sıklıkla Stockholm sendromu olarak anılan bu rahatsızlıkta biri kurban ve diğeri ise saldırgan olmak üzere iki taraf vardır. Burada sözü edilen saldırı, fiziksel ya da psikolojik şiddet türünde olabilmektedir.

Psikolojik şiddette şiddet gören taraf doğrudan fiziki bir müdahaleye maruz kalmaz. Ancak karşısındaki tarafından düzenli olarak bir şeyleri başarmakta yetersiz olduğu hissettirilir ve sürekli olarak müdahalelere maruz kalır. Uygulanan bu kısıtlamalar telefonla konuşmaktan sokağa çıkmaya kadar oldukça geniş bir yelpaze kapsamında değerlendirilmektedir.

Fiziksel şiddet ise hemen herkesin bildiği üzere kişinin doğrudan fiziksel bütünlüğüne karşı yapılan saldırılardır.

Berlin sendromunda da bir taraf sürekli olarak şiddetle yüz yüze kalmaktadır ancak undan kaçıp kurtulmak yerine sendromlu bireyler, kendisine bunu yapana karşı büyük bir güven duygusu beslemekte ve onlara sığınmaktadırlar.

Berlin Sendromu Nedir?

Berlin sendromu tanımına bakıldığında hastanın, kendisine zarar veren durumların ayrımını yeterince yapamaması ve dolayısıyla da alması gereken önlemlerin tam aksine karar vermesi, şeklinde yapıldığını görmek mümkündür.

Temelde kişiler Stockholm sendromu ile aynı belirtileri göstermektedir ve bu iki rahatsızlık birbirleri ile büyük ölçüde aynı kabul edilmektedir. Ancak Stockholm sendromunda kurban olan tarafın rehin alınması ve oradan kaçabilecek fiziki koşullara sahip olmaması söz konusu iken Berlin sendromunda hastanın yalnızca şiddet görüyor olması yeterlidir.

Aslında bir yerde kişiler, kendilerini ezenlerin yanında saf tutmaktadır. Bu durum beynin savunma mekanizmasının bir ürünüdür. Bulundukları koşullara mecbur oldukları hissiyatına kapılan insanlar, bu durumu kabullenme eğilimi göstererek maruz kaldıkları şiddeti kendi kafalarında normalleştirmeye çalışırlar fakat elbette ki bu bilinçli şekilde yapılan bir şey değildir. Yani hastanın bunu tamamen kendi iradesi ile seçtiğini savunmak doğru değildir.

İlk zamanlardan bu yana insan psikolojisinde yer alan hayatta kalma iç güdüsünün bir ürünü olan berlin sendromu, şiddetin doğurduğu bir sonuçtur. Bu durum diğer adıyla travmatik bağlanma olarak geçmektedir.

Berlin Sendromu Neden Olur?

Berlin sendromunun ortaya çıkma sebebi, bireyin içerisinde bulunduğu çaresizlik hissinden kaynaklanan bir bağımlılık duygusudur. Uzun süredir maruz kaldığı şiddetten kaçamayacağını anlayan taraf, koşulları ve süreci en iyi şekilde yönetmeyi seçer. Burada kendisine yardımcı olacak olan da şiddet uygulayan tarafın bizzat kendisidir. Çünkü içeride olan bitene hakim olan bir 3. kişi daha yoktur.

Tüm bu şiddet süregelirken saldırgan taraf aynı zamanda, eğer bireyler aynı evi paylaşıyorsa evin ya da kurban tarafın ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmektedir. Gördüğü yoğun şiddet ve bu şiddetten bir türlü kurtulamama gibi sorunlar sebebiyle travma yaşayan hastalar, çevrelerinde ona şiddet uygulayandan başka kimse olmadıklarını düşünerek çareyi yine onlara bağlanmakta bulurlar. Bu bağlılık, hasta tarafın saldırganı haklı bulması ve onu hararetli bir biçimde savunması ile giderek kuvvetlenmektedir.

Yaşadığı zorlu süreç karşısında sığınabileceği tek güzel şey olan “aşk” diye adlandırılan duygular, hasta tarafından kaybedilmek istenmeyecektir. Bu sebeple sendromlu bireyler o ortamı terk etmeyi düşünmek yerine orada kalıcı hale gelmeyi veya bulundukları konumu korumayı istemektedir.

Berlin Sendromundaki Risk Grupları

Berlin sendromunun oluşumundaki faktörler çoğunlukla çevreseldir ve şu kişilerde görülme olasılığının çok daha fazla olduğu tespit edilmiştir:

  • Evde hapis kalanlar
  • Cinsel istismara uğrayanlar
  • Aile içinde şiddete maruz kalanlar ya da o şiddeti görerek yetişenler
  • Kaçırılmış ya da rehin alınmış olanlar
  • Savaş sırasında orada olanlar
  • Hayat kadınları

Bununla beraber bir de hastalığın tetiklenmesine yol açan etmenler vardır. Bunlar ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Saldırganın, nadiren de olsa, insan canlısı yaklaşımları
  • Hayatın tehlikede olması
  • Çaresizlik hissiyle o ortamdan asla kopamayacağına inanma
  • Dış dünyadan soyutlanmış bir konumda olma

Berlin Sendromundaki Bulgular Nelerdir?

Berlin sendromunda hastalar, karşılarındaki kişiye büyük bir bağlılık içindir. İçlerinde bulunduklarını düşündükleri bu duygusal bağ hali, psikolojilerini rahatlatarak onlara sığınabilecekleri, yalnızca düşüncesinin dahi olsa güvenli olduğu bir alan yaratacaktır.

Günlük hayatın içerisindeki şiddetin gün geçtikçe artmasıyla birlikte aslında vaka sayısı da gittikçe artan bu hastalıkta, kesin tanısı konmuş birey sayısı özellikle ülkemizde az olduğundan sıklıkla görülmediği düşünülmektedir. Fakat bu doğru değildir.

Berlin sendromlu hastalarda görülen belirtiler sıralandığında çevrede ne kadar bu nitelikleri taşıyan kişi olduğu daha rahat anlaşılabilir. Hastalık kapsamında görülen semptomlar şunlardır:

  • Her an suçlu kişiyi düşünme ve hayatı ona göre yaşama
  • Şiddeti kabullenme ve kanıksama
  • Suçlunun ona karşı olan körü davranışından kendini mesul görme ve kendini suçlama
  • Yetersiz olduğu ve bunları hak ettiği hissine kapılma
  • Yapılan en ufak bir iyilik karşısında minnet borcu hissetme
  • İyilik olmayan davranışları dahi öyle görmeye meyilli olma (örneğin saldırganın, onun hala yaşamasına izin vermesi)
  • Olaylara saldırganın gözüyle bakma ve empati kurarak ona hak verme
  • Şiddete maruz kalana 3. Bir kişi tarafından gerçekler gösterilmeye çalışıldığında aşırı tepki verme ve saldırganın tarafını tutma
  • Saldırganı da mağdur olarak görme ve yaptıklarına kılıf uydurma
  • Şiddetin varlığını reddetme

Berlin Sendromunda Tanı Nasıl Konulur?

Berlin sendromunda teşhis için bir psikiyatristten ya da bir psikologdan yardım almak gerekir. Bu hususta ise hastaların yakın çevresine büyük bir görev düşmektedir. Öncelikle iyi bir gözlem çok önemlidir. Eğer ki çevrede yukarıda sıralanan belirtileri gösteren biri var ise, bu kişinin bir psikolog ile görüşmesini sağlamak gerekecektir. Bunun için de yine doktordan yardım alarak kendisine nasıl yaklaşılması gerektiğini ve hangi hallerde daha kolay ikna olabileceğini öğrenmek yerinde olacaktır.

Hasta psikoloğa götürüldükten sonra da bu terapilerin işe yarayabilmesi için düzenli şekilde devam etmek çok çok önemlidir. Maalesef ki hastalığın bir envanter testi de olsa bulunmamaktadır. Dolayısıyla doğru teşhis için yalnızca mağdur kişi dinlenmeli ve bulgular dikkatle gözlemlenmelidir.

Berlin Sendromunda Tedavi

Berlin sendromunun tedavisi hiç kolay bir süreç değildir. Çünkü hasta psikolojik olarak yaşadığı şiddeti kabullenip kanıksayarak normalleştirmiştir. Dolayısıyla tedavide hedeflenen ana unsur onu bu düşüncelerden uzaklaştırmak olsa da kişi bu yolda ilerlerken zaman zaman inandıklarının yıkılması üzerine depresif haller sergileyebilecektir.

Tedavi süresince hastaya etkin kanıtlar sunarak karşısındaki kişinin değil onun mağdur olduğu, bunları hak etmediği somut örnekler gösterilerek ispatlanmaya çalışılır.

Bu aşamada öz şefkat eğitimleri yoluna da gidilebilir. Bu sayede kişilerin kendine yeniden bir birey olarak değer vermeleri sağlanır ve bu kabullenilmiş şiddet psikolojisinden uzaklaşmaları beklenir.

Tedavi aşamaları üçe ayrılmıştır:

  • Kişinin güvende hissetmesinin sağlanması
  • Hatırlama ve üzülme
  • Hayata yeniden tutunma

Berlin Sendromu Türkiye’de Görülür Mü?

Her ne kadar “berlin sendromu” ülkemiz için yabancı bir kavrammış gibi dursa da özellikle aile içi şiddet ve kadına şiddet vakaları özelinde değerlendirme yapıldığında bu kavrama hiç de uzak olunmadığı anlaşılacaktır.

“Kocamdır sever de döver de” algısı maalesef ki küçük yaşlardan itibaren bilince yerleştirilmiş olduğundan kadınlar, şiddeti kabul etmeye yatkındır. Ancak burada eğitim oldukça önemlidir. Kişinin bir birey olarak değerli olduğu ve şiddeti hak etmediği küçük yaşta anlatılmalı ve bu sayede berlin sendromunun Türkiye’de görülme riski de azaltılmalıdır.

 

İlginiz Çekebilir

Bir yanıt yazın