Giriş

Polikistik Over Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?

Polikistik Over Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?


Kategori: Sağlık Rehberi > Endokronoloji, Jinekolog, Polikistik Over Sendromu

Polikistik over sendromunun bulguları ve görülme sıklığı , son dönemlerde artış göstermiştir. Kadınlarda doğurganlığı olumsuz yönde etkileyen polikistik over sendromu endokrin bir rahatsızlıktır. Hastalıktan kaynaklı olarak yumurtalık oluşumunda, özellikle ergenlik çağındaki kız çocuklarında, bozukluk görülmektedir ve bu sebepten dolayı da kısırlık gibi doğurganlık problemleri ortaya çıkmaktadır.

Hastalıkta erkek tipi hormonlar, yumurtalıklardan daha fazla salgılanmaya başladığından kadınlardaki adet periyotlarında düzensizlik ve tüylenme gibi şikayetler ortaya çıkmaktadır. Hastalığın tedavi edilmemesi halinde kadınlarda kısırlığa yol açtığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla belirtilerin gösteren kadınların en kısa sürede, kendilerine en yakın sağlık kuruluşlarına başvurarak tedaviye başlamaları gerekmektedir.

Polikistik Over Sendromu Nedir?

Polikistik over sendromunun tanımı, yumurtalıklardan salgılanan andojen hormonunun, olması gerekenden fazla salgılanması sebebiyle kadınlarda görülen hormonal bozukluk şeklinde yapılmaktadır.

Hemen her 10 kadından birinde rastlanılan bu hastalıkta, insülin değerleri artış göstermektedir . Buna bağlı olarak da koltuk altı gibi cildin belli başlı bazı bölgelerinde kararmalar ve yağlanmalar görülebilmektedir.

Çeşitli semptomlar gösteren hastaların tanı için doktora başvurmaları ve pelvik ultrasonografisi çektirmeleri halinde, sonuçlarda tespit edilen overlerde 12 veya daha fazla folikül oluşması ya da over hacminin artması ile eşleşen görüntüler saptanması, kişinin polikistik over sendromuna yakalandığına dair kesin sayılabilecek bulgulardır.

Kadınların tüm hayat tarzını, kalp ve damarlarını, hormonlarını ve hatta dış görünüşlerini dahi etkileyen bu sendromda da diğer pek çok hastalık gibi erken teşhis oldukça önemlidir.

Polikistik Over Sendromunun Nedenleri

Henüz neden ortaya çıktığı tam olarak saptanabilmiş değildir. Yapılan araştırmalar sonucunda hem genetik hem de çevresel bazı faktörlerden bir arada etkilediği ortaya çıkmıştır. Aile geçmişinde polikistik over teşhisi konmuş kadınlar bulunanlar, diğerlerine nazaran daha yüksek bir risk taşımaktadır.

Dış faktörlere bakıldığında ise öncelikle kilo problemleri göze çarpmaktadır. Obezite ya da vücuda oranla fazla kiloluluk, kişide insülin direnci oluşumuna sebep olur. Bu süreç, kandaki insülinin hormonunun yükselmesi ile ilerler ve böylelikle yumurtalıklardan salgılanan androjen miktarında da artış gözlenir. Aslında temel androjen testeron olmasına rağmen kadınlarda salgılanması ile birlikte kadınlık hormonu olan östrojene dönüşmektedir. Fakat polikistik over sendromu bulunan bireylerde normalin üzerinde testosteron salgılanır ve bu da kadınlarda tüylenme ile regl dönemlerinde düzensizlik görülmesi gibi sorunlar ortaya çıkmasına sebep olur.

Cinsiyet hormonlarının dengesinde yaşanan bu bozukluktan dolayı hastalar, yumurtlamada sorun yaşarlar. Düzenli şekilde yumurtlayamayan yumurtalıklarda kist oluşumunun meydana gelme sebebi işte tam olarak da budur.

Son olarak bir de çeşitli kimyasallara maruz kalmanın da polikistik over sendromunun oluşum sebepleri arasında sıralandığı bilinmektedir. Bu kimyasallardan bazıları şunlardır:

  • Bazı tarım ilaçları
  • Dioksinler
  • Fitoöstrojenler
  • Bisfenol A
  • BPA
  • DBP

Polikistik Over Sendromunun Semptomları

Polikistik over sendromundaki belirtiler kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. Hastalık sinsi bir ilerleme gösterdiğinden başlangıç evrelerinde pek fazla bulguya rastlanamamaktadır. Ancak ilerleyen dönemlerde, rahatsızlığın ilerlemesi ile beraber semptomlar da belirginleşerek bireyin dış görünüşü ve fizyolojik yapısını dahi etkileyecek boyutlara ulaşabilmektedir.

İstatistiki olarak çoğu kadında ortak biçimde saptanan bulgular şunlardır:

  • Regl periyotlarında düzensizlik
  • Kilo artışı
  • Kıllanma
  • 2 adet döngüsü arasında görülen kanamalar
  • Kilo alma
  • Çocuk sahibi olamama
  • Yüz ile sırtta yağlanma ve sivilcelenme
  • Seste kalınlaşma
  • Göğüslerde büyüme ya da küçülme ile beraber hassasiyet gelişimi
  • Saç dökülmesi
  • Ciltte lekelenmeler

Polikistik Over Sendromunda Tanı

Polikistik over sendromunun teşhisi 3 temel aşamada yapılmaktadır. Bunlar sırasıyla şöyledir:

  • Hasta öyküsünün alınması
  • Bulguların tespit edilmesi
  • Görüntüleme yöntemleri ile kistlerin nerede olduğunun tespiti

Doktor öncelikle hastadan, semptomların gelişimini ve şikayetlerini dinler. Var ise önceden kullandığı ilaçları öğrenir ve bunun ardından Ferriman-Gallwey skorlaması ile, normalin üstünde gelişen kıllanmanın seviyesini tespit etmeye çalışır. Son aşamada ise pelvik ultrasonografisi yardımıyla yumurtalıklardaki kistleri görüntüler ve böylelikle kesin tanı konulması için gereken tüm aşamalar tamamlanmış olur.

Bu süreç içerisinde mutlaka hormon testi de istenmelidir. Çünkü zaten polikistik over sendromu, temelde hormon bozukluğundan kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Hormon testleri regl döneminin 3 ya da 5. gününde hastanın karnının aç olduğu saatlerde yapılması gerekmektedir.

Son olarak, hastalarda oluşan kistler insülin direncini de tetikleme riski taşıdığından tedbiren de olsa şeker yüklemesi yapılarak hastada diyabetik bir problem olup olmadığı incelenmelidir.

Polikistik Overde Erken Tanının Önemi

Polikistik over sendromlu kadınların aklındaki en büyük soru işaretlerinden biri çocuk sahibi olup olamayacaklarıdır. Polikistrik overde erken tanı işet bu soruya olumlu bir yanıt verebilmek bakımından büyük öneme sahiptir.

Sendromun ilerleyen evrelerinde kişinin hamile kalma olasılığı gittikçe düşmekte, hastalığın şiddeti ve görülen bulguların sayısı ise artış göstermektedir. Ancak yapılan incelemeler sonucunda elde edilen verilere bakıldığında, erken teşhis edilen ve tedavisine başlanan polikistik over sendromlu kadınlarda hamile kalma potansiyeli oldukça yüksektir. Bu sebeptendir ki semptomların çoğunun kendisinde var olduğunu düşünen kadınlar en kısa zaman içerisinde mutlaka bir sağlık kurumuna başvurarak gerekli tetkikleri yapmalıdır.

Polikistik Over Sendromunun Tedavisi

Polikistik over sendromuna uygulanan tedavi yöntemi hasta özelinde farklılık göstermektedir. Çünkü belirtildiği gibi, sendromun neden olduğu bulgular da kişiden kişiye değişmektedir. Kişide rahatsızlığın şiddetinin tespit edilmesi ile birlikte bir kadın doğum uzmanı ya da endokrin doktoru tarafından en uygun tedavi metodu seçilecektir.

Gereğinden fazla testosteronun önüne geçebilmek için antiandrojen ilaçlar kullanılır. Daha sonraki aşamada ise hastaların kilo vermesi için bir diyetisyen deveye girer ve kişiye özel bir diyet programı belirler. Böylelikle kişinin kilo vermesi sağlanarak insülin direnci düşürülmüş olacaktır. Etkin bir insülin direnci diyeti yapılamıyor ya da yapıldığı halde sonuç alınamıyorsa bu durumda da antidiyabetik ilaçlar kullanılması yoluna gidilir. Unutulmamalıdır ki bu hastalığın tedavisi ancak hormon seviyelerinin dengelenmesi ile mümkündür ve insülinin normal bir seviyede seyretmesi bu aşamada büyük bir rol oynamaktadır.

Hastalıktan kaynaklanan tüylenme, akne ve düzensiz adet dönemi gibi bulguların ortadan kaldırılabilmesi için sıklıkla doğum kontrol hapı kullanılması önerilir. Bu sayede aynı zamanda endometrium da aşırı şekilde kalınlaşmayacağından, kişide farklı rahatsızlıkların görülme olasılığı minimalize edilmiş olur.

Tüylenme sorunu ileriki yaşlarda lazer ile çözülebilir. Hastanın aşırı yağlı cildi ve sivile problemleri için ise bir cilt doktorundan alınan tavsiyelerle ayrı bir tedavi uygulanması mümkündür. Ve son olarak saç dökülmesinin yoğun şekilde arttığı tespit edilirse biotin gibi ek takviyelerden de yararlanılabilir.

Polikistik Over Sendromunda Diyet

Polikistik overde diyet, tedavi sürecinin doğru şekilde yönetilmesi için en gerekli unsurlardan biridir. Her ne kadar en doğru liste kişi bazında ve bir diyetisyen aracılığıyla verilecek liste olsa da ortak kanaate göre polikistik over sendromuna sahip bireylerin beslenme düzeni şu şekilde olmalıdır:

  • Doymuş yağ bakımından zengin gıdalardan kaçınmalı,
  • Lif değeri yüksek besinler tüketilmeli,
  • Minik ara öğünlerle kan şekerinin dengede kalması sağlanmalı,
  • Düzenli egzersiz yapımına özen gösterilmelidir.

 

İlginiz Çekebilir

Bir yanıt yazın